Doğum Günü

Sıradan bir doğum günü kutlaması:
Çevrendeki insanlar biliyordur doğum günün olduğunu ama sabahtan sana hiçbir şey söylemezler. Sürpriz bir parti ayarlamışlardır. Akşam olur, söner ışıklar, alkışlar eşliğinde gelir pasta. Sonra da "iyi ki doğdun", "iyi ki varsın" gibisinden şirinlikler içinde kurulmuş cümleler arasında verilir hediyeler. Doğum günümün yaza denk gelmesiyle okul arkadaşlarımla hiç doğum günü kutlmamanın verdiği eziklik var zaten yıllardır.
Bu doğum günü de çok farklı geçti:
Günün ilk dakikaları... Bir önceki günün yorgunluğu üzerimde sabah ki mesaiyi düşünüyorum. Uykum da yok. Gayriihtiyari açıyorum bilgisayarımı film izliyorum. Hararetli bir telefon çalmasından sonra tanıdık bir ses kulaklarımda. Muhabbet iyi gidiyor ama her geçen dakika da uykumdan yiyor "ama yesin ulan varsın uykumdan yesin samimi bir ses, iyi" diyorum ve muhabbete devam ediyorum. Sabah, aynı yerde aynı sayıda insanla bindiğim servise sadece iki kişi biniyoruz. Herkes binmememiz gereken servise binip gidiyor. Arkadaşlarını aslan yerken mal mal bakan zebralar gibi arkadaşlarımız servise binip giderken mal mal bakıyoruz. Etrafa bakınıyorum. Dansçı kızlar buradan gelir, konfetiler şu kolondan atılır, sabah sabah da aslında pek olmadı akşam olsa daha iyi olabilirdi diye düşüncelere dalıyorum. Servisin içinde kocaman bir pasta var da insanlara yer mi kalmadı acaba diyorum. Sonra servis geliyor. Değişen hiçbir şey yok. Mesai başlıyor. Düğünlere gitmek istemeyen, hiç oynamayan, "oturmaya mı geldik", "biz biliyoruz da mı oynuyoruz" cümlelerini duymamak için köşe bucak kaçan ve saklanan biri olarak burada insanları törene hazırlıyorum. Mersin sıcağında saatlerce güneş altında kavruluyor nem ile birlikte ıslanıyorum. Klima ile kuruyor ve tekrar güneş altına atlıyorum. Çevremdeki insanların bilmemesine mahal veremiyorum. Herkes biliyordur diyorum. Sürpriz parti ne zaman olacak düşüncesi beynimi kemiriyor. Derken bir telefon; "müsaitsen gel de özel bir konu var onu görüşelim" diyor telefonun diğer ucundaki. İşte parti diyorum. Nöbetçi olduklarından dışarı çıkamıyorlar burada bir şeyler yapacaklar heralde diyorum. Gidiyorum ve normal bir muhabbetin ortasına düşüyorum. Etrafta büyük bir pasta yok, mum yok, ışıkları kapatayım falan desen dışarıda karanlık yok. Ben artık kalkıyım dediğimde bisküvi ve kola geliyor. "Olsun abi. Önemli olan düşünmeleri" gibisinden monolog esnasında onları akşam için kendilerine stok yaptıklarını anlıyorum. Çıkıyorum oradan. Delicesine yüzmek için havuzlu sitesine çağıran arkadaşımda bazı hazırlıkların olacağını düşlüyorum ve bütün hazırlıkları yapıp gittikten sonra havuzun boş olduğunu öğreniyorum. O arkadaşım da bir kaç dakika önce yan odadan facebook profilime "doğum günü şarkısı"nı gönderiyor ve kapısını kapatıp yatıyor. Arkadaşlarım tarafından acayip seviliyorum burada.

Mersin'deki tek tanıdığım olarak beni arayıp "abi ben yayladayım" diyen eleman, sen hiç konuşma zaten.