|
Basmak istediğimdir. Havaya atıp tutmak, şekere katmak istediğimdir. Çok samimi ve içten duygular beslediğimdir.
Camiye gelen çocukların yaşlı amcaya yakalanana kadar hoplaya zıplaya üzerinde oynaması boşuna değilmiş. Yıllarca iş eğitimi dersinde boşuna halı dokutmamışlar bize. Geleceğin o soğuk yüzünden haberleri varmış. Çıtalardan küçük bir tezgah yapardık. Çiviler çakıp ipleri geçirmeye başlardık. Hep ortalarında halının kenarları büzülse de sonuçta bir halım olurdu.
Ayağımda ne zaman betonun soğukluğunu hissetsem gurbetin acısını duyuyorum. Sobadan aldığı sıcağı yüzüme vuran halının kenarlarında araba sürerken ne kadar da mutluydum. Hem dışarıdaki kara kıştan beni koruyordu hem de zamanımı eğlenceli bir hâle çeviriyordu. Sobadan düşen közlerle delinen halının acısının farkında değildim o sıralar. Şimdi o közleri düşündükçe içime içime düşüyorlar.
"Arkadaş nedir?" diye sorsan; kyk'dan ev ortamına yatay geçiş yaptığımda ayak kokulu 3 tane halıyı bana hediye eden elemanı gösteririm sana. O elemanın tek sorunu evinin otobüs durağına olan uzaklığıydı. 2 km. boyunca omuzda halı taşınmaz ki... Ama taşınıyor. Omuz, artık omuz olmuyor ama taşınıyor. Yıkatmamıza rağmen evden 1 hafta boyunca ayak kokusu gitmese de halıydı onlar.
Halısız yaşamanın onca eksisine rağmen bazı artıları da var.
Tan Sağtürk, beni giyinirken görse oturur ağlar. Bir daha bakar ve bir daha ağlar. Ayak uçlarımda inanılmaz hareketler yapıyorum. Ayakkabıyı tam olarak giymeden parmak uçlarımla içine basıyorum, kenarlarına basmamaya çalışıyorum, elbiselerimi yere değdirip toz etmemeye çalışıyorum. Parmak uçlarımda bir kuğu gibi süzülüyorum her gün.
Halıdan bu kadar uzakken, soğuktan korusun diye halı serilen bir şehirden, sıcaktan korusun diye halıların kaldırıldığı bir şehre gelerek daha da uzaklaştım.
Halı, seni ilk gördüğüm yerde binicem üstüne vurucam kırbacı, vurucam kırbacı.
http://fizy.com/s/1aj5ae
Tuğrul Elmas
|