Nane limon

Hastaydım, üşüyordum, yalnızdım. Öğrenciliğin verdiği açlığı, bütün hücrelerimde hissediyordum. Amaçsızca bilgisayar başında zaman öldürüyordum. Ben zamanı öldürüken komşudan gelen yemek kokusu da beni öldürüyordu. Hatta öldürmüyor resmen süründürüyordu. Her geçen dakikanın öcünü almak istercesine zaman ilerledikçe koku da bana yavaş yavaş yaklaşıyor olaya gerilim katıyordu.

Kokunun gücü sayesinde gözümün önünden iskenderler, dönerler, taze fasulyeler geçerken elimde klavye ve mouse'tan başka bir şey yoktu. Koku da artık elle tutulabilecek kıvama geldiğinde kafada şimşekler çakmıştı; nane limon hastalığa iyi geliyordu. Komşunun kokusu bu kadar da yaklaşamazdı zaten. Koştur koştur mutfağa gittiğimde 1 saat öncesinden nane limon olmak için ocağa konan karışım, etrafı yanmış bir demlik içinden bana duman yolu ile "merhaba" diyordu.


Tuğrul ELMAS