Kendi ağzımdan kendi hayatım
|
10.08.1987 tarihinde 2. çocuk olarak Gemerek'te doğdum. Gemerek, A şehrinden B şehrine
gitmek isteyenlerin geçis yolu olarak kullandığı, Sivas'ın Kayseri sınırındaki son
ilçesi. O zamanlar Gemerek'e telefon yeni gelmişti herkes birbirini arıyor hal hatır
soruyordu ya da sadece arıyor konuşmuyordu, dinliyordu. Bizim beyaz renkli, üzerinde
anahtarı olan bir telefonumuz vardı. Bana yanına yaklaşmamam gereken bir şey olarak
görünürdü hep.
|
* * *
Abimle aramda 2 yaş olduğundan dolayı en yakın arkadaşım abimdi. Aynı oyunları oynar,
aynı kıyafetleri giyerdik. Ayakkabımızı kum üzerinde araba yapardık. Kenarları yol
olmaya müsait halının üzerinde nakliyecilik yapardık. Baba mesleğini icra ederdik
yani.
* * *
Abimin benden önce okula gitmesi bütün arkadaşlığımızı, birlikteliğimizi bozdu ve
hemen ardından ben de ağlayarak okula gittim. Çok yalvardım yakardım ama beni okula
almadılar. Annem, abimi örgü şişiyle takip ettirerek ders çalıştırırken ben de bir
şeyler öğrenmeye çalışırdım. 2 yıl sonra kaydımın yapıldığı
Özel İdare İlköğretim Okulu'na gittiğimde örgü şişinin faydasını gördüm.
Okul, yol kenarındaydı. Ben duvara oturup yoldan geçen otobüsleri izlerdim. Otobüsler
dolu geçerdi ve Gemerek'te yolcu indirmezlerdi. Unutulmuşluk hissi hakimdi üzerimde
ve ben hep yola bakardım. Hava durumunda Sivas'ı görmek ya da reklamlarını gördüğüm
bir şeyi bakkalda bulabilmek müthiş bir mutluluk bahşederdi bana. Biraz da olsa
unutulmadığımızı düşünürdüm. Okulun karşısındaki meteoroloji binasında tam olarak
ne yapıldığını çok merak ederdim ama öğrenmek için de bir şey yapmazdım. Daha çok
bahçesindeki elma ve armut ağaçları ile ilgilenirdim.
* * *
Sınıf arkadaşlarımla çok iyi geçinirdim hiç bir problemim olmazdı. Yıllar sonra
okula çok uzak bir yerde karşılaştığımızda unutmamanın ve unutulmamanın vereceği
mutluluktan bi haberdim. Okul benim herşeyimdi. Büyük bir zevkle başlardım okulun
olduğu güne. Hergün yeni bir hayat sığdırırdım 30 dakikalık tenefüsüme.
* * *
Birdir bir, uzun eşek, yedi kule, saklambaç, sek sek horoz gibi oyunlar oynardık.
Top bulabilirsek bezbol oynardık. Dokuz aylık oyunu sayesinde basketbolla tanıştım.
Bir ebe olurdu ve diğerleri basket atmaya çalışırdı. Ebeliği sırasında toplamda
9 basket atılan oyundan çıkardı. Futbol maçı yapacağımız zaman bana hep "sen defansta
bekle" derlerdi. Hiç top istemezdim yanlışlıkla bana gelen topları pas kaygısı taşımadan
ileriye gönderirdim. Sivas'ın kara kışında en eğlenceli aktivite
kızakla kaymaktı. En dik rampalardan, gözlerimden yaş getirecek bir hızla
kayardım. Erimiş karlar arasından asfaltla buluşan kızak demirinin çıkardığı kıvılcım,
biraz korku ile karışık heyecan olarak içime dökülürdü.
* * *
Babamın çiftçiliğe yönelmesi, tarlayla ve çalışmayla tanışmamı sağladı. Evden hazırlanan
azık ile sabahtan çıkardık. Her an misafirimizin olacağı düşünülerek 2 bardak fazladan
konulurdu azığa. Yazları kavurucu sıcak hem şeker pancarlarını hem de bizi kavururdu.
Kışa doğru soğuyan hava sabahları beni traktör üzerinde akşam içine gireceğim sıcak
yatağı düşünürken yakalardı. Okulların açılması ile tatilim başlardı.
* * *
İlçede bandosu olmayan tek okul bizim okulumuzdu. Diğer okullar bandolarıyla resmi
bayramlara katılırken biz sessiz sedasız geçip giderdik. Sigortacıdan Fen Bilgisi
dersi aldım ve bir dönem tarih dersimiz boş geçti. Beden eğitiminden hep 4 alırdım.
Bedenimde ya da eğitimimde bir sorun vardı. Sınavına çalışmadan 100 aldığım ilk
ders matematik oldu. Sayılı branş hocalarımızdan matematik hocam beni çok severdi
ve bir o kadar da bana güvenirdi. Okulumuzda fotokopi makinası yoktu. Bu yüzden
matematik sınavından 1 saat önce yandaki liseye gidip sınav sorularının fotokopisini
çektirirdim. 1-2 defa sorulara baktığım oldu fakat kopya çekmemi gerektirecek durum
söz konusu değildi. Arada bir Sivas'a gitmemizi gerektirecek sınavlarımız olurdu
ve bunlar çok heyecan verici olurdu. Hangi sınava gittiğim konusunda fazla bilgiye
sahip olmazdım. Bir minibüs kiralanır ve bütün sınıf içine doluşurduk. Sivas'ta
tek tek okullarımıza dağıtılırdık.
|
|
* * *
İlköğretimi birincilikle bitirdiğim yaz Sivas'ta girdiğimiz sınav sonuçlarının birinde
Şarkışla Anadolu Lisesi'ni kazandığım yazıyordu. Yatılı okula çok sıcak bakmadık
ve
Gemerek Atatürk Çok Programlı Lisesi'ne kaydımı yaptık. Sosyoloğun coğrafya,
fizik öğretmeninin matematik, sınıf öğretmeninin biyoloji dersi verdiği bir okuldu.
Ben yine beden eğitiminden 4 almaya devam ettim. 2. sınıfa geldiğimde sayısal bölümü
tercih ettim. Öğretmenlerimle aram çok iyiydi. Sigara dumanının kapladığı öğretmenler
odasında sorular çözerdik. Fizik öğretmenimin sayesinde fiziğin baş döndürücü zevkini
tattım. Matematik ve geometri vazgeçilmez tutkumdu. 3 yıl boyunca rehber öğretmenimiz
olan Kimya öğretmenimiz bize hayat dersi verdi. Sıralarımız tek kişilikti ve ben
en arkada otururdum. Derslerde genelde camdan dışarıyı izlerdim.
* * *
Okulun kantini yoktu. Tenefüslerimi genelde bahçede geçirirdim. Bahçede olmadığım
zaman hizmetli odasında arkadaşlarımla beraber kanepeye oturmuş televizyon izliyor
olurdum. Orada televizyon izlemenin zevki bir başkaydı. Kışları 10 dakikalık tenefüslerimizde
bütün okul dışarı çıkardık. Tanıdık tanımadık herkese kartopu atardım. Arada içerisine
taş konulmuş kartopu denk gelirdi kafama. Çok sinirlenirdim ama atanı bulamazdım.
Bizim attıklarımızın yerine sayardım. Tenefüsün bittiğini bildiren öğretmene inat
içeri hep geç girerdik. Bunun bize inanılmaz bir hava kattığını düşünürdüm. Öğrenciler
arasında kavgalar bol olurdu. "Çıkışta görüşürüz olum." diyen öğrenciler çok fazlaydı.
Neyi paylaşamadıklarını hep merak ederdim. Okul sonraları bir kaç arkadaşla basketbol
oynardım. Basketbol sahasına gittiğimde kimseyi bulamazsam büyük bir hayal kırıklığıyla
eve dönerdim.
* * *
Küçük kardeşimin doğumundan sonra arada bir onunla ilgilenmem gereken bir kaç saat
olurdu. Bu benim hiç hoşuma gitmezdi. Onunla beraber oyunlar oynadığımda, üç golden
bir penaltı diye ısrar ettiğinde, beni çocukluğuma tekrar döndürdüğünde önceki hoşnutsuzluğumun
ne kadar saçma olduğunu anladım.
* * *
Yazları Gemerek'in tek aktivitesi olan düğünlere katılmak için parka giderdim. Bütün
arkadaşlarımı orda görürdüm. Arka fonda düğün sesi ile parkta oynayan çocuk sesi
karışımında hoş sohbet ederdik. Arada bir boş sokaklarda yol boyu yapardık. Düğün
sonrası meteorolojinin önündeki durağa oturur bardak hesabı aldığımız çekirdeği
çitlerdik.
* * *
Liseyi bitirdiğim yaz hayatıma yön vermemde büyük etkisi olan lise müdürüm sabahın
erken saatinde evi aradı ve Erciyes Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'ni kazandığımı
söyledi. Çok sevinmiştim istediğim bölümü kazanmıştım. Üniversiteye kaydımı yaptım.
Yurt hayatı ile ilk defa KYK'da
tanıştım. Küçücük odada 4 tane yatak vardı. Bizim katın hepsi yeni öğrencilerdi
ve kimse kimseye çöm muamelesi yapmıyordu. Hep beraber kantine gider, kahvaltı yapar,
yemek yerdik. Çok sıkı arkadaşlıklar kurdum.
* * *
Lisedeki taze bilgilerimi unutmak ve de ingilizce öğrenmek için hazırlık sınıfına
başladım. Odamdaki arkadaşı sınıfımda da görünce bu çocuktan hiç ayrılamayacağımı
tahmin etmiştim. Her bölümden öğrenciler vardı ve pek üniversite havası yoktu hazırlık
sınıfının. Hazırlıktan geçtikten sonra kendi bölümümde eğitime başladım. Şimdi de
unuttuğum lise bilgilerini hatırlama ve hazırlıkta öğrendiğim inglizceyi unutma
zamanı gelmişti. Sınıfta bölümü bırakacağını, yatay geçiş yapacağını söyleyen arkadaşlarım
vardı. Nitekim kimileri söylediklerini yaptı. Ben gerekli hatırlama ve unutma işlemlerini
tamamladıktan sonra 2. sınıfı da bitirmiştim. 3. sınıfa başlayacağım yaz, sınıfın
mail grubuna gelen bir mesaja cevap dönmemle işe başladım.
* * *
|
KYK'da yeterince kaldığımı düşündüğümde oda arkadaşlarımla beraber eve çıktım. Üzerimdeki
sorumluluğun artmasını hiç sevmedim ama zamanla alıştım. Kışları, kızak bulamasam
da kaymaya devam ettim.
4. sınıf olmanın verd...
|